Kalp sağlığınız için sebze çorbası için!
Şubat 19, 2010
![]()
Dr. James A. Duke, ‘Yeşil Eczane’ adlı kitabında, kalp sağlığını korumak isteyenlere sebze çorbalarını öneriyor: “Kalp krizinden korunmak için en beğendiğim yöntemi hiçbir tıbbi metinde bulamazsınız. Bu yöntemin adı sebze çorbaları. Birçok kişi bu çorbalara ‘minestrone’ der, fakat ben ‘medistron’ diyorum. Çünkü sebze çorbalarının en az besin değerleri kadar ilaç etkileri de var. Bu çorbaların belli bir tarifi yok. Yalnızca kendinizce uygun olan malzemeleri alıp birleştirerek, son derece lezzetli sayısız çorba yapabilirsiniz. En iyisi mevsim sebzeleriyle hazırlamak ve her seferinde küçük değişiklikler yapmaktır. Böylece bir süre sonra bu sağlıklı öğünlerden bıkkınlık gelmez ve ömrünüz boyunca keyifle sürdüreceğiniz bir alışkanlık halini alır. Kendinizi yalnızca çorbalarla sınırlamayın. Sebze ve meyveleri her öğününüzün parçası yapmanız için, bunların kalp hastalıklarından korunmanızı sağladığına dair çok sayıda bilimsel kanıt var.”
TANSİYONU DÜŞÜRÜR, KALP KASLARINI BESLER!
Dr. Duke, çorba yaparken özellikle kullandığı sarımsak, soğan, zencefil ve acı kırmızıbiberin, kanı sulandırarak kalp krizini tetikleyen kan pıhtılarının oluşmasını engellediğini söylüyor: “Sarımsak ve soğan, kolesterolü ve tansiyonu düşürmede de yararlıdır. Domates, ‘gamma amino butirik asit’ (GABA) içerir. Bu bileşik son günlerde hayli ilgimi çekiyor. Çünkü araştırmalara göre, domates ve çorbası yapılan birçok sebzede bulunan GABA, tansiyonu düşürüp, kalp kaslarını güçlendiriyor.”
Dr. Duke, kolesterolü düşürmek için sebze çorbasına enginar, patlıcan, arpa, çeşitli baklagiller, havuç ve ıspanak eklenmesini öneriyor: “Ben çorbalarıma ek olarak güçlü bir antioksidan olan ‘glutathion’ bakımından zengin sebzeler eklerim. Antioksidanlar, koroner arterlerde tıkanmalara neden olan plak oluşumlarını engellerler. Kuşkonmaz, brokoli, lahana, karnabahar, patates, semizotu ve domates zengin antioksidan kaynaklarıdır. Antioksidanları avokado, üzüm, portakal, şeftali ve karpuzdan da alabilirsiniz, fakat ben bunları çorbamda asla kullanmam. Kullanacağınız sebzeler az yağ ve kolesterol içermeli, hatta hiç kolesterol içermemeli. Hatta kendiniz yetiştirirseniz, sebzeler egzersiz yapmanıza da imkan sağlar.” Sayfanın Devamı »
Tırnağınıza iyi bakın
Şubat 15, 2010

Yoksa üzerlerinde çatlaklar
kırıklar
çukurlar ya da renk ve şekil değişiklikleri var mı?
Tırnaklarınıza yakından bakın. Güçlü ve sağlıklı görünüyorlar mı? Yoksa üzerlerinde çatlaklar
kırıklar
çukurlar ya da renk ve şekil değişiklikleri var mı? Tırnaklarımızın durumunun sadece bir kozmetik kaygı olmanın ötesinde sağlığımızla da ilgili olduğunu unutmayalım. Bazı değişiklikler aslında başka hastalıkların da belirtisi olabilir.
Tırnakların keratin adı verilen protein bulunur. Tırnaklar esasen keratin tabakalarından ibarettir. Tırnak yatağından yeni hücreler çoğaldıkça eski hücreler sertleşir ve parmak uçlarına doğru itilir.
Sağlıklı tırnaklar pürüzsüz
çatlaksız ve yarıksız bir görünümdedir. Renkleri canlı
parlak ve lekesizdir. Dikey olarak tırnağı dibinden ucuna kadar kat eden dikey çizgiler zararsız olup bunlar yaşla birlikte artar. Tırnaklarda beyaz noktalar veya çizgiler de oluşabilir ama bunlar uzayan tırnakla birlikte yok olur.
Tabii ki normal olmayan tırnak değişimleri de pek çoktur. Bunların bir kısmı tırnak hastalıklarına bağlı olduğu gibi bazıları da vücudun ve cildin başka yerlerindeki hastalıklarla bağlantılıdır. İşte tıbbi dikkat gerektiren tırnak değişimleri:
-Tırnakların sarı renk alması
-Tırnağın tırnak yatağından ayrılması (onikoliz)
-Çatlaklar ve çabuk kırılma
-Tırnakların çukurlaşması oluşması
-Matlaşma veya beyazlaşma
renk değişimi
-Kıvrılma veya deformasyon
-Tırnakların davul tokmağı şeklini alması
-Tırnak altında morarmalar
-Tırnak batması
Bu gibi değişikliklerin sebebi
tırnaklardan değil
başka sistemlerden kaynaklanıyor olabilir
bu nedenle doktora danışılıp
gerekirse altta yatan sebeb tedavi edilmelidir.
TIRNAK BATMASI
Ayak tırnağının batması pek çok kişinin yaşadığı bir sorun. Bu konuyu genel cerrahi uzmanı Dr. Ender Berke ile konuştuk
işte önerdikleri:
En sık ayak başparmaklarında görülen tırnak batması
yumuşak dokuyla tırnağın temas ettiği en uç köşelerden
önce iğne batması hissi ile başlar. Ayak parmağına elle basmakla veya ayakkabının basısı ile bu acı hissedilir. İşte bu dönemde tırnağın bu batan köşesinin yuvarlatılarak steril makasla kesilmesi ileride olacak derin batmaları önleyebilir.
NEDENLERİ
- Ortopedik basma bozuklukları: En sık nedendir. Bunu şöyle teşhis edebilirsiniz: Ayakkabılarınızın topuklarına bakın eğer bir tarafında daha çok aşınma varsa kolayca anlayabilirsiniz. Ortopedi uzmanın size önereceği uygun tabanlık veya parmak altı yastığıyla batığın daha ilerlemesini önlemiş olursunuz.
- Dar ve çok yüksek topuklu ayakkabı giymek
- Tırnak mantarı sonucu gelişen tırnak şekil bozuklukları
- Tırnak üzerine gelen çarpma
basma
ağır bir cisim düşmesi sonucu olan travmalar
-Spor travmaları. Özellikle genç erkeklerde
hele bir de ortopedik basma bozukluğu da varsa
tırnak batması kolayca gelişebilir. Sayfanın Devamı »
Aşk sağlığa iyi geliyor
Şubat 12, 2010

Aşk herkese göre değişen kavram; kimine göre süresi kimine göre şekli önemli.
Bazılarına göre aşkın organı kalp kimine göre ise beyin.
“Aşk olmazsa meşk olsun” diyen de var aşkın platoniğini seçen de.
Peki bu aşk denilen şey nedir? Bilim adamlarına göre beyin aktivitesi.
Beyinde artan hormanlarla duygu değişimleri; dopamin norepinefrin feniletilamin gibi çeşitli beyin içindeki hormanların aktivasyonları.
Memorial Suadiye Tıp Merkezi Dahiliye Bölümü’nden Uz. Dr. İsmail Yağız ”aşkın sağlığa olumlu etkileri” hakkında bilgi verdi.
Aşk sadece bir duygu mudur? Gösterilebilir mi?
Aşık bireylerin beyin MR görüntüleri incelendiğinde özellikle dopamin içeren bölgelerin yani beyin sağ bölgesinin yoğun bir biçimde aktivitesinin arttığı gözleniyor.
Dopamin vücuda enerji veriyor iştahı azaltıyor ilgiyi artırıyor uykusuzluk sürekli karşı tarafa odaklanma onu düşünmeyi sağlıyor.
Aşkın 3 fazının ilk dönemi bu şekilde gösteriliyor. Aşkın 2. ve 3. döneminde ise biraz daha sakinlik sevgi iletişim koku duyguları alışkanlık ve güven hissi ön planda.
Bu dönemlerde ise serotonin ve diğer mutluluk sağlayan endorfinler etkili.
Peki “aşk olmazsa meşk olsun” diyebiliyor muyuz?
Yapılan bilimsel çalışmalarda intihar girişiminde bulunan gençlerde kalp kırıklığı terk edilme aşkın kabul görmemesi gibi nedenler var.
Aşk problemleri özellikle genç bireylerde toplum dışına itilme yalnızlık ve depresyonu tetikleyerek yaşam isteğini azaltıyor.
Kırık kalpli gençlerin hayatları incelendiğinde aile ilişkilerinde problemler şefkat ve ilgi eksiklikleri gözleniyor.
Hükümetler gençlerin üzerine daha fazla durulması sosyal ilişkilerin güçlendirilmesi gençlik cesaretinin olumsuz bir sonuca yol açmaması için önlemler alınması üzerinde duruyorlar.
Aşık olmak kilo vermede büyük bir etken
Aşk hem psikolojik hem de fizyolojik etkileri ile sağlığa iyi geliyor.
Fiziksel etkilerde iştahsızlık ve metabolizma hızının artması başı çekiyor.
Aşkın fiziksel etkileri:
1.Kan akımının düzenlenmesi
Dopamin ve norepinefrin kan akımını artırır.
2.İştah azalması
Tokluk merkezinin uyarılmasıyla açlık hissi kaybolur
3.Kalp ritminin hızlanması
Noradrenalin kalp atım hızını artırır.
4.Yağ yakımı
Stres hormonları olarak bilinen noradrenalin yağ yıkımını sağlar.
5.Metabolizmanın hızlanması
Kilo kontoru ve zayıflık sağlar Sayfanın Devamı »
Hangi organ ne kadar sürede kendini yeniliyor?
Şubat 12, 2010

KALP 20 YIL: Yıllarca kalbi oluşturan hücrelerin doğduktan sonra değişmediği sanıldı. Ancak New York Üniversitesi’nden Dr. Piero Anversa tersini ispatlamayı başardı. Kalbin kendini yenilediğini belirten Anversa bunun en az 20 yıl aldığını kaydetti.
SAÇLAR 3-6 YIL: Yaklaşık 100 bin adet olan saçların her bir teli ayda 1.25 santimetre uzuyor. Dolayısıyla saçların kaç yaşında olduğu da saçın uzunluğuna göre değişiyor.
MİDE DUVARI 3-5 GÜN: Midedeki asit karşısında hücrelerin dirençli olmadığını belirten İsveç-Karolinska Enstitüsü’nden Jonas Frisen hücrelerin 3 ila 5 gün arasında yenilendiğini vurguladı. Ancak nikotin hücrelerin yenilenmesini ağırlaştırıyor.
BAĞIRSAK 2-5 GÜN: Midede olduğu gibi bağırsaklarda da hücrelerin zor şartlar altında olduğunu söyleyen İsveçli Dr. Frisen bu hücrelerin hızla yenilendiklerini ve bu sürenin 2 ila 5 gün arasında değiştiğini ifade etti.
İSKELET SİSTEMİ 10 YIL: İskelet de vücudun sürekli kendini yenileyen bölümlerinden biri. Kemiklerin 10 yılda bir tam anlamıyla kendini yenilediği tahmin ediliyor.
DİL 10 GÜN: Tat moleküllerini sinirler yoluyla beyne ileten dilde bulunan 10 bin tomurcuğun her birinde 50 hücre bulunuyor ve bu hücreler her 10 günde bir kendini yeniliyor.
KARACİĞER 6 AY: YağHangi organ ne kadar sürede kendini yeniliyor? protein şeker ve kan yapımı için gerekli olan maddeleri depolayan karaciğer vücudun en güçlü organlarından biri. İngiltere Karaciğer Vakfı tarafından yapılan açıklamaya göre karaciğerin kendini yenileme süresi 6 ay.
AKCİĞER 1 YIL: Akciğerde hücreler farklı periyotlarda yenileniyor. Bu da havanın temizliğine sigara içilip içilmemesine göre değişiyor. Yenilenme süresi ise altı ayla bir yıl arasında… Sayfanın Devamı »
Hamile kalmadan önce ideal kilonuzda olun
Şubat 3, 2010

Her kadın “Hamile kaldığımda çok kilo alacak mıyım, daha sonra bu kiloları verebilecek miyim?” sorusuna odaklanır. Ancak hamile kaldıklarında ideal kilolarında olup olmadıklarını pek önemsemezler. Aslında anne adayının da doğacak bebeğin de sağlığı açısından önemli unsurlardan biridir, anne adayının ideal kilosunda olmasıdır.
Hamileliğe İdeal Kilonuzla Başlayın, Hem Bebeğiniz Hem Siz Daha Sağlıklı Olun
Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Asena Ayar hamileliğe kilolu ya da normal kilosunun altında başlayan anne adayları ve hamilelik döneminde normalin üzerinde kilo alan annelere bazı önerilerde bulunuyor.
Fazla Kilo, Çocuk Sahibi Olmayı Olumsuz Etkiliyor
Fazla kilo ile yumurtlama problemleri, kıllanma ve insülin resistansı arasında yakın bir ilişki olduğu ve bunların çocuk sahibi olmayı olumsuz etkilediği ispatlanmıştır. Öyle ki, kadında adet düzensizliği ya da yumurtlama problemleri var ise, sadece kilo vererek ve egzersiz yaparak, adetler düzenlenebilir, kiloya bağlı kan metabolizması değişiklikleri geriye döndürülebilir. Sayfanın Devamı »
Gribe karşı birebir !
Ocak 30, 2010

İçinde kalsiyum
demir ve çinkonun bolca bulunduğu bu yiyecek
grip hastalığına karşı birebir…
Gazipaşa Devlet Hastanesi Başhekimi Mehmet Çınar
kalsiyum
demir ve çinko yönünden zengin bir besin kaynağı olan keçiboynuzunun gribe karşı koruyucu özelliğinin bulunduğunu söyledi.
Çınar
keçiboynuzunu gelişim çağındaki çocukların bolca tüketmesinin faydalı olacağını dile getirdi.
Keçiboynuzunun çok yararlı bir besin olduğunu kaydeden Çınar
“Kalsiyumun içinde bolca demir ve çinko bulunmakta. Bunlar gelişmekte ve okul çağına gelen bir çocuğun A
B
D ve E vitaminlerini karşılamaktadır. Bu vitaminler insanlarda kansızlığı ve bağışıklık sitemini düzenlediği gibi fiziksel gelişmede de faydalı olmaktadır. Özellikle çocuklarda görünen astım
alerjik bronşite
kış aylarında gribe ve akciğer kanserine karşı koruyucu bir özelliği vardır. Sayfanın Devamı »
Elma sirkesiyle kolesterole karşı savaşın!
Ocak 28, 2010
![]()
Kolesterol
Elma sirkesi, besinlerin ve sıvıların bağırsakta emilimini yavaşlatan, suda çözünen bir lif olan pektin açısından zengindir. Pektin, sindirim sisteminde yavaşça ilerlerken bağırsaklara yapışarak kolesterol emilimini engeller. Yemeklerden önce düzenli olarak ballı sirke için, kolesterolünüz normale dönecektir. İsterseniz sirkenizi meyve veya sebze suyu ile karıştırıp da içebilirsiniz.
Kalp ve damar hastalıkları
Elma sirkesinde bulunan pektin ve güçlü bir antioksidan olan beta karoten, kalp ve damar hastalıkları riskini azaltır. Her yemekten önce bir yemek kaşığı sirkeyi, bir bardak ılık suya veya bir bardak elma suyuna katarak için.
Hafıza zayıflığı
Hafıza zayıflaması hepimizi er ya da geç etkiler ama yaşlı insanlarda daha sık görülür. Ya da bazı besinlerin eksik alınması buna yol açar. Hafıza kayıpları B12 ve folik asit oranları çok düşük insanlarda daha sık görülür. Alzheimer hastalığını araştıran bilim adamları, sağlıklı beslenmenin temel unsurlarından olan kalsiyum, tiyamin, niacin ve B12 vitamini eksikliğine dikkat çeker. Elma sirkesi, içerdiği zengin vitaminler, mineraller ve çeşitli aminoasitler sayesinde, hastalığa yakalanmış insanlar için bile (buna ek olarak sağlıklı beslenmeleri şartıyla) yeterli olmaktadır. Koruyucu hekimlikte ise değeri paha biçilmezdir!
Kasılma ve kramplar
Akşam yemeğinde kalsiyum veya multimineral tableti, elma sirkesi-ballı su karışımıyla alındığında gün veya gece boyunca bacaklarda oluşan kramplara iyi geldiği gözlemlenmiştir. Kas yorgunluğuna karşı elma sirkesi ile ıslatılmış bir bezi sarmak iyi sonuçlar vermektedir. Sirkenin içine bir miktar tatlı kırmızıbiber de eklenebilir.
İshal
50 gr. kuru toz nane ve yarım litre elma sirkesini, üç hafta kapalı bir kavanozda dinlendirin. Taze nane yapraklarını kaynatın ve içine bir tatlı kaşığı bu sirkeden ekleyin. Eski yazıtlarda her 3-4 saatte bir, bir bardak sirkeli su içilmesini öneriyorlar. Sirkeli su, bir yemek kaşığı sirke ile bir litre suyun karışımıdır. Karahindiba da ekleyebilirsiniz.
Kireçlenmeye karşı
Elma sirkesi, kemik yapısı için gerekli olan kalsiyum, magnezyum, silis, manganez ve potasyum gibi oligo elementler açısından zengindir. Aynı zamanda, kalsiyum gibi, sağlam bir iskelet yapısı için önemli olan bor elementi de ihtiva eder. Borun, steroid hormonlarının serbest kalmasında karmaşık bir rolü vardır. Menopoza girmiş kadınlarda osteoporoza karşı gerekli bir mineraldir. Hormonların miktarını arttırdığı gözlenmiştir.
Elma sirkesi bu durum için yine bir mucizedir! Sayfanın Devamı »
Lahana ve limon kabuğundaki sır nedir?
Ocak 25, 2010
![]()
Vücudun ihtiyaç duyduğu yağları içeren ama şişmanlatmayan yemiş hangisi? Hangi bitkiler doğal östrojen içerir? Tarkan Güveloğlu bitki ve bazı besinlerdeki doğal koruma gücünü anlatıyor.
Yeşillerin anası
Yıpranmış hücrelerin yenilenmesini sağlayan besinlerden biri lahana. Aslında bu sebzeyi yeşil besinlerin anası olarak da adlandırabiliriz. Son zamanları moda besin olan “Brüksel lahanası”nın yerine yüze yüz yerli olan yeşil lahanamıza itibarını geri verebiliriz. Eski Romalılar’da hekimler lahana ile tedavi edip, birçok hastalığı onunla gideriyorlardı. Eski kitaplarda lahanayı göklere çıkaran metinler var. Hatta o günden bu zamana kadar gelen bir de atasözleri var: “Evinin bahçesine lahana eken her hane sahibi, aktar dükkânım var diyebilir!”. İşte lahananın sağlığa etkisi sayısız… Aynı zamanda yaşlanmayı önleyici mineral olarak kabul edilen selenyum da içeriyor. Bu madde sağlıklı bir cilt verir. Gençleşmek için tüketilmesi gereken besinler arasında yer alan lahanayı mutlaka tüketmelisiniz.
Doğal östrojenler
Tabiatın gücündeki yüksek koruma etkisi bunlarla sınırlı değil. Bitkilerde büyümeyi ve gelişmeyi hızlandıran “östrojen hormonu”na benzeyen hormonlar da var! Bir araştırmaya göre, kırsal yerlerde hayvan çiftliği olanlar bazı yonca türlerinin etkisini fark etmiş. Bu yoncayı yiyen atların tüyleri çok parlak bir hale gelmiş. Bazı otlar da koyunların doğurganlığını artırmış. İşte bu bitkilerdeki östrojenin varlığının küçük bir örneği.
Östrojen üreten bedenlerin sağlıklı bir cilt ve parlak bir görünümleri olduğunu unutmayalım. Bu nedenle soya fasulyesi, soğan, kuru fasulye, bezelye, mercimek, brüksel lahanası, zeytinyağı, ay çiçek yağı, susam, sarımsak, pirinç, ketentohumu, yerfıstığı, armut ve ahududu ve böğürtlenin evinizde özel bir yeri olsun! Sayfanın Devamı »
Buzlu yolda kol kola yürümeyin!
Ocak 22, 2010

Uzmanlar, kaygan zeminlerde kol kola yürünmemesi ve yürürken acele edilmemesini öneriyor.
Kışın iyice kendisini hissettirmesiyle kar ve buz üzerinde yürümek de zorlaşıyor.
Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Dr. Ahmet Özkamalı, kış aylarında kayarak ciddi şekilde yaralanmaların meydana geldiğini belirterek, kar ve buzda dikkatli yürünmesi gerektiğini kaydetti.
Kamalı, Cihan Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, karlı ve buzlu yolda yürürken çok dikkatli olunmasını isteyerek, özellikle kol kola yürünmemesi konusunda vatandaşları uyardı. Bu şekilde bir yürümenin kişilerin birbirinin dengesini bozarak düşmelerine sebep olacağını dile getiren Kamalı “Kol kola değil tek tek yürünmeli ve acele edilmemeli.” dedi.
İŞTE KARLI VE BUZLU YOLDA YÜRÜMENİN İNCELİKLERİ
Kaygan zeminde düşüp yaralanmamak için öncelikle kış şartlarına uygun bir ayakkabı tercih edilmesinin altını çizen Kamalı, şu tavsiyelerde bulundu: “Buzda ve karda giydiğiniz ayakkabının altı tırtıklı olmalı. Lastik tabanlı ayakkabılar tercih edilmeli. Adımlar yavaş yavaş ve dikkatli atılmalı. Kol kola yürünmemeli, böyle yürüdüğü takdirde bir kişinin dengesini kaybetmesi diğerlerin de dengesini kaybetmesine sebep olacaktır. Elleriniz cebinizde olmasın, en azından bir eliniz boş olmalı. Kısa adımlar atılmalı. Sayfanın Devamı »
Cinsel yolla bulaşan 6 önemli hastalık!
Ocak 21, 2010

Cinsel yolla bulaşan hastalıkların, kadınlar üzerinde erkeklerden daha fazla etki gösterdiği belirtilse de oldukça tehlikeli ve ölümcül hastalık erkek kadın demeden hayatı tehdit ediyor
Cinsel yolla bulaşan hastalıkları çoğu tedavi edilebilir. Tedavi edilmediklerinde ise kısırlıktan ölüme kadar uzanan ciddi sonuçlara neden olabilir, anne karnındaki ya da yeni doğmuş bebekler için de tehlike oluşturur.
İşte cinsel yolla bulaşan hastalıklar:
Bel soğukluğu: Erkeklerde sık ve yanmalı idrara çıkma ve akıntı; kadınlarda ise bol akıntı, adet düzensizliği sık ve yanmalı idrara çıkma şeklinde belli olur. Tedavisi olan ve en çok görülen cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biridir. Karın içi iltihaplanmalara, kısırlığa ve üreme organlarında apselere neden olur. Gebe kadında doğum kanalından bebeğe ulaşabilir. Yeni doğan bebekte körlük akciğer enfeksiyonu gibi hastalıklara yol açabilir. Hastalık bulaştıktan son 2-3 hafta sonra belirtiler ortaya çıkar.
Sifiliz(Frengi): Tüm vücudu etkileyen bir hastalıktır. Erken fark edildiğinde tedavi edilebilir. Tedavi edilmediğinde sinir sistemine zarar vererek körlüğe ve sağırlığa yol açar, kalp kasına zarar vererek kalp hastalıklarına, vücudun bazı yerlerinde tümör oluşumuna hatta hastanın ölümüne neden olabilir.
Genital uçuk: Üreme organlarında kaşıntılı ve ağrılı uçuk şeklinde sivilcelerle kendini gösterge ve bu sivilcelere çok ağrılı yaralara dönüşür. Kendiliğinden iyileşse de tekrar eden bir hastalıktır. Tedavisi zordur. İdrar yollarında hastalıklara,menenjite, kadınlarda rahim ağzı kanseri ve düşüklere neden olur. Bebek doğarken annesinin doğum kanalından hastalığı alabilir. Bebeğin gözlerini, derisini, sinir sistemini etkiler, bebeğin ölümüne yol açabilir. Sayfanın Devamı »


