Sigarayı son kez söndürün
Mart 17, 2010
Bu yıl hayatınızdaki en köklü değişikliği, sigarayı bırakmakla yapabilirsiniz.
Sigarayı Bırakın
Üstünüzün, ağzınızın kötü kokmadığı; cildinizin, dişlerinizin, ellerinizin sararmadığı günlere dönmek istemez misiniz? Sigara hayatınızın her anını kaplıyor, kendi düzeniyle değiştiriyor ve sağlığınıza her geçen gün biraz daha fazla zarar veriyor. Oysaki sigarayla vedalaştıktan sadece 20 dakika sonra kan basıncınız ve hızınız normale dönecek ve 48 saat sonra vücudunuzda nikotin kalmayacak. Aslında, sigarayla yapacağınız bu savaşta yalnız da değilsiniz. Bant, sprey veya anti-depresan ilaçlar gibi bilinen tekniklerin yanında yardımcı olabilecek seçenekleriniz de var. Ancak, unutmayın önemli olan gerçekten bu savaşta bulunmayı istiyor olmanız.
1R.I.S.E. cihazı:
Aslında bütün sorun beyninizde. Beynin kendini ‘nikotinsizlik’ durumuna adapte etmesi sırasında yaşanan sıkıntıları ortadan kaldırarak, sigaranın fizyolojik ve psikolojik bağımlılığından çok kolay bir şekilde kurtulmasını sağlayacak yöntemleri deneyebilirsiniz. Türkiye’de pek çok ilde bulunan ‘I Quit Smoking’ merkezi R.I.S.E. cihazı ile nikotine karşı önce fiziksel, daha sonra psikolojik bağımlılığınızı tedavi ediyor. Merkeze www.iqsturkey.com internet adresinden ulaşabilirsiniz.
Porsiyon seçimleriniz küçük olsun
Mart 17, 2010
Size daha fazla yemeniz için türlü numaralar çeken bir sistemle karşı karşıyasınız.
Küçük Porsiyonlar Yiyin
Ne kadar yediğinizi unutmanız için masanızı çabucak toplayan becerikli garsonlardan, devasa miktarları normal gibi gösteren jumbo menülere kadar her şey bizi çok yemeye zorluyor.
Cornell Üniversitesi’nin gerçekleştirdiği bir araştırmanın sonucu çok ilginç: Bir partide beslenme uzmanlarına büyük kap ve kaşıklarla dondurma verildiğinde normalden yüzde 50 daha fazla yedikleri görülmüş! Yani, en iddialı uzmanlar bile kandırılmış. Neyse ki bu numara iki yönlü işliyor.
Küçük tabak ve çatal-kaşıklardan kullanın:
Böylece, hem daha az yemek alır, hem de daha az yersiniz.
Bekâret hâlâ cinsel bir tabu
Mart 13, 2010

“Kadın; cinsellik, ekonomik, hukuk ve psikolojik yönden ağır bir yara almış durumda. Erkekle eşit konuma gelebilmesi için öncelikle toplumun kadına bakış açısının değişmesi gerekiyor.”
Ülkemizde kadının toplumdaki yeri ve cinselliği ifade etme şekli, yöreden yöreye değişkenlik gösteriyor. O yüzden tüm Türkiye için geçerli net bir şey söylemek mümkün değil. Kırsal kesimde kadın daha çok evin işini yapan, tarlada çalışan ve cinsellikte de kocasının isteklerini yerine getirmesi gereken biri olarak görülüyor. Şehirde ise kadın artık ekonomik özgürlüğünü kazanmıştır. Kendini her açıdan daha iyi ifade edebilmekte ve cinsellikte de beklentilerini ortaya koyabilmektedir.
Aslında şehirde kadın artık cinselliğini daha rahat yaşayabilmekteymiş gibi görünse de, bu çoğu zaman gizli bir şekilde oluyor. Çünkü ülkemizde hâlâ bekâret ve kızlık zarı bir tabu ve çiftlerde ilk gece mutlaka kanama olması gerektiğine dair bir inanç var. Cinsel mitlerin, toplumsal baskının ve cinsel konularda bilgi eksikliğinin kadın cinselliği üzerindeki etkisi büyük. Kadının cinsel kimliğini tam olarak özgürce ortaya koyabileceği şartların oluştuğunu söylemek ne yazık ki güç.
Kadının cinsellikteki rolü zor
Her ülkeyi kendi kültürel ve toplumsal şartlarına göre değerlendirmek gerekiyor. O yüzden “Türk kadını Dünya kadınlarına göre cinsellikte daha bastırılmış” demek yanlış olur. Bazı ülkelere göre Türk kadını daha bastırılmış bir cinsellik yaşıyor. Ama unutulmaması gereken bir şey var ki, kadının sosyal ve cinsel açıdan durumunun çok daha kötü olduğu ülkeler de var.
Türk toplumunda kadın cinselliğine karşı ikiyüzlü bir bakış açısı hakim. Bir yandan kadın medyada cinsel obje olarak görülüyor. Kadının varlığı bile seksi çağrıştırıyor. Diğer yandan da kadının evlenene kadar cinselliği yaşamasına hoş bakılmıyor ve kadın erkeğin hatta ailenin namusu gibi görülüyor. Yine kız çocukları yetiştirilirken erkeklerden ve cinsellikten uzak durmaları telkin ediliyor. İlk cinsel ilişkiyle ilgili kız çocukları korkutuluyor. Ancak evlenince de eşlerini cinsel yönden her anlamda mutlu etmeleri ve bir anlamda eşlerinin seks tanrıçalarına dönüşmeleri bekleniyor.
Yani kadının cinsellik konusundaki rolü gerçekten zor; cinsel açıdan isteksiz olduğunda soğuk olarak damgalanıyor, arzuluysa da eşi daha önceden bir deneyimi olduğunu düşünebiliyor ve onu suçlayabiliyor. Kadın yatakta özgür ve rahat hareket edemiyor, isteklerini eşine rahatça söyleyemiyor.
Orgazm sorunu ilk sırada
Türk kadınının cinsel olarak en sık yaşadığı sorunların başında orgazm olamamanın, vajinismusun, disparoninin ve cinsel isteksizliğin geldiğini söyleyebiliriz. Zaten yapılan araştırmalarda da kadınların %80′inin cinsel bir sorun yaşadığı ortaya çıkmıştır. Kadınlarda cinsel ilişkiden zevk alamama yani orgazm olamama en yaygın cinsel sorundur. Bunun altında birçok farklı neden yatabilir. Cinsellik hakkında olumsuz duygu ve düşüncelere sahip olma, kendi bedenini ve cinsel organını sevmeme, cinsellik sırasında rahat olamama, yeterli ön sevişme yapılmaması, eşin tavırları vb. nedenler orgazm sorunlarını da beraberinde getirebilir. Sayfanın Devamı »
Kadınların Yaptıgı Her Hareketin Sebebi Var
Şubat 15, 2010

1- Tembeliz
Gün içinde hiç bitmeyen stres ve yaşadığımız gerginlikler… Bunlar bir zaman sonra bizim sürekli her şeyden şikayet etmemize neden oluyor. Gün içinde sürekli oradan oraya koşturan bedenimiz
akşam olduğunda da aynı tempoda devam edemiyor. Bir yerden sonra iflas ediyor. Hangimiz çok yoğun tempolu bir iş gününden sonra akşam 1 saat egzersiz yapıyoruz mesela? Akşamımızı faydalı uğraşlarla geçirmek yerine ne yapıyoruz? Televizyon kumandasını elimize alıp saatlerce o dizi senin
bu film benim tembel tembel oturup akşamımızı öldürüyoruz.
Nasıl üstesinden gelirsiniz?
Kendi işlerinizi başkalarına yaptırmayın. Çok yorgun olabilirsiniz. Canınız ütü yapmak istemeyebilir. Ancak annenize “pantolonumu ütüler misin” demeyin. Kendi işlerinizi kendiniz yapın ki sevmediğiniz işleri başkalarına yaptırma alışkanlığınız olmasın. Unutmayın
annenizin de veya işi yüklediğiniz kişinin de bir sabrı var. Bir gün o da “yeter artık” diyebilir. Yapmanız gereken işleri hiçbir zaman ertelemeyin. Erteledikçe o işi yapma şevkiniz daha çok kırılacaktır.
2- Meraklıyız
Sevgilimize
arkadaşımıza sorduğumuz soruların hiçbir zaman ardı arkası kesilmez. Her zaman onlarla ilgili daha çok şey öğrenmek ve bizimle ilgili ne düşündüklerini bilmek isteriz. Hangimiz en yakın arkadaşımızın veya sevgilimizin günlüğünü karıştırmadık ki? Veya onun e-posta kutusuna girip maillerini okumadık ki? Eğer bunları yapmasaydık bize hazırlanan sürpriz doğum günü partilerini veya arkadaşlarımızın bizim hakkımızdaki gerçek düşüncelerini nasıl bilebilirdik ki zaten?
Nasıl üstesinden gelirsiniz?
Onunla konuşurken ona merakınızı hissettirmeyin. Doğal ve kurnaz davranın. Arkadaşınızın ya da sevgilinizin size daha çok bilgi vereceği şekilde cesaretlendirici ve şaşırmış sorular sorun. Merakınızı gizlemeyi öğrendiğinizde karşınızdaki size zaten öğrenmek istediklerinizi kendiliğinden söyleyecek. Yeter ki siz onun anlattıklarını ilgiyle dinleyin. Ona önem verdiğinizi hissettirin.
3- Açgözlüyüz
Her zaman daha çok ve daha leziz yemekler isteriz. Söz konusu olan eğer tatlıysa asla hayır diyemeyiz. Bir dilim çikolatalı pasta tüm cazibesiyle karşımızda dururken ve bize “beni yersen daha enerji dolu ve çekici olacaksın” diye haykırırken bizim onu reddetmemiz mümkün mü? İstediğimiz kadar tok olalım; Virgina Woolfun ne dediğini hatırlayalım: İnsan yemek yememişse
iyi de düşünemez
sevişemez
uyuyamaz
Nasıl üstesinden gelirsiniz?
Gecenin yarısında yediğiniz bir parça çikolatanın sizi tombiş birine dönüştüreceğini düşünerek canınızı sıkmayın. Size kilo aldırdığını düşündüğünüz yiyecekleri
tatlıları kendinize ödül olarak koyun. Mesela “kitabımı okumayı bitirdiğimde veya projeyi teslim ettiğimde kendimi ödüllendireceğim. Bir dilim frambuazlı pasta yiyeceğim” deyin. Hem kendinize motivasyon faktörü yaratmış olursunuz. Hem de frambuazlı pastayı yerken pişman olmazsınız. Çünkü onu hak ettiniz! Sayfanın Devamı »
Doğum günün kutlu olsun Aşk!
Şubat 14, 2010

Bugünü özelleştiren hikayeler çeşitli olsa da, ortak noktası Aziz Valentine! Aziz Valentine’nin öldüğü gün, sevginin günü olarak anılmaya başlamış. Roma’da ortaya çıkan bu alışkanlık, zaman içinde neredeyse tüm dünyayı sarmış. Bazı kayıtlar, 1300 lü yıllarda da, 14 Şubat‘ın kutlandığını çünkü o gün kuşların çiftleştiğini söylüyor.
Bütün özel günleri ve kutlamalarını severim ama en çok 14 Şubat’ı keyifli geçiririm. Her yanımız savaş, kavga, çatışma doluyken; insanoğlu pek çok niteliğini kaybetmek üzereyken, böyle günlerin yaşamdaki değerleri hatırlattığını düşünüyorum. Umudum tazeleniyor. Hala aşka sahip çıkan, onan inanan insanlar olduğunu bilmek, dengelerin bozulmadığının bir göstergesi bana göre.
İlişkisi olmayan, bekar olan birçok dostumun, 14 Şubat’ta hüzünlendiğine şahit oldum. Böyle özel günlerin, yalnızlığı insanın yüzüne çarptığını düşünenler de var. Bu fikirlere katılmıyorum, hatta bunun biraz da bencilce olduğunu düşünüyorum. Neden mi?
Hepimiz evrensel bir gücün içindeyiz. Bir resmi tamamlayan, yap-boz parçaları gibiyiz. Sadece o anda bizim sahip olmadıklarımıza, başkaları sahip diye, elimizin tersiyle itemeyiz. Dünyayı daha iyi ve yaşanır kılmak için, şimdi olduğundan çok daha fazla sevgiye ihtiyaç var. Bir gün bile olsa, insanlar sevgiyi hatırlıyor, onun kutlamasını yapıyorlarsa; ben içinde olmaktan mutluluk duyarım.
Sevgililer Günü, sadece sevgilisi olanların kutladığı bir gün değildir. Aşkın, sevginin varlığına duyulan mutluluğun göstergesidir. Aşkın yeryüzünde dolaştığının, hala bizi terk etmediğinin ve hala güzel düşlerin umudu olduğunun belirtisidir 14 Şubat! Ben aşkın savaşçısıyım. Onu korur ve savunurum. Her 14 Şubat’ta, dünyanın dört bir tarafında, sevginin gücünü bilen ve onu takip eden insanların olduğunu görmek, kutlanmayı hak eder. Sayfanın Devamı »
14 Şubat sevgililer günü tarzınıza uygun giyinin
Şubat 13, 2010
Sevgililer gününde sevgiliniz sizi özel bir partiye ya da şık bir yemeğe mi götürecek? Biliyoruz çok şık olmanız gerektiğini düşünüyorsunuz, ama unutmayın, aynı zamanda çok da rahat olmanız gerekiyor.
Vitrinde ya da başka birinde görüp hayran olduğunuz elbise, sizin üzerinizde oldukça eğreti durabilir. Çoğu zaman bunun nedenini anlamakta zorlanabilirsiniz. Biz size cevabı verelim. Eğer tarzınıza uymayan bir elbise seçerseniz, o elbisenin içinde kendinizi rahatsız hissedersiniz. Bu da elbise ne kadar güzel olursa olsun, kendinizi güzel bulmamanıza neden olur. Belki inanmayacaksınız ama elbisenizin tarzını hoşlandığınız erkekler, gittiğiniz mekanlar hatta içtiğiniz içkiler bile belirleyebilir.
Erkeklerin dikkatini çeken 7 şey!
Şubat 12, 2010

1- Saçlarınızın ne kadar dolgun olduğu
Aslında bu tamamıyla evrim kuramı ile ilgili. Erkekler ilk çağlardan beri, gür saçlı kadınlardan hoşlanıyorlar. Çünkü onlara göre saçlardaki bu dolgunluk hissi, kadınların sağlıklı ve doğurgan olduklarını gösteriyor.
2- Arkadaş grubunuzun genişliği
Çok kalabalık bir arkadaş grubuna sahip olmanız erkeklerin size yaklaşmak konusunda endişe yaşamalarına neden olabilir. Yanınızda sadece bir arkadaşınızın olması da arkadaşınızla rekabet edemeyeceğini düşündüğünden ciddi bir soru işaretidir. Bu nedenle genellikle en mükemmel arkadaş sayısı üçtür. Arkadaşlarınızın geceye siz olmadan devam edebileceğini bilmek çevrenizdeki erkekleri rahatlatır.
3-Cildinizin ne kadar parladığı
Erkekler, ışıl ışıl bir cildi, akıl sağlığının yerinde olmasıyla bağdaştırıyorlar. Sivilcelerin; stres ve endişe sonucunda oluşup, cildi solgunlaştırması bunun en büyük sebebi. Bu da demek oluyor ki, yanaklarınıza sürdüğünüz allık ve yüzünüze uyguladığınız bronzlaştırıcılar kesinlikle işe yarıyor. Bu yolda ilerlemeye devam edin.
Sevgililer gününe Afrodizyak tatlı
Şubat 10, 2010
Malzemeler 120 gr. beyaz çikolata rendesi (kuvertür)
100 ml. Hindistan cevizi sütü
Yarım paket vanilya veya iki gram vanilya çubuğu içi
1 yemek kaşığı köri karışımı
1 yemek kaşığı Hindistan cevizi
60 gr. şeker
40 gr. tereyağı
30 gr. un
3 yumurta sarısı
5 yumurta beyazı
Bir tutam tuz
75gr. şeker
8-10 adet çilek
Sayfanın Devamı »
Sevgililer gününe yeni giyim önerileri
Şubat 9, 2010
Aşkın doğum günü 14 Şubat’a sayılı günler kaldı. Sevgilinizle nerede olacağınıza, ne hediye alacağınıza karar verdiniz. Peki, ya kıyafetiniz?
Twigy’den “Sevgililer Günü”ne özel
Şubat 6, 2010
Aşkınızı eğlenceli bir halde yaşamak istiyorsanız “Garfield” terlikleri, sevginizin daim olmasını istiyorsanız, “Gelin&Damat” terlikleri ya da en romantik halleriyle üzerinde “aşk” sözcükleri bulunan terlikleri seçmek için Twigy mağazaları sizleri bekliyor.











