Evlilik sonrası kilo alımına dikkat
Kasım 12, 2010

Beslenme uzmanları, kadınların evliliklerinin ilk beş yılında hızla şişmanladıklarını ve genellikle ilk yıl ortalama 8-10 kilo alındığını söylüyorlar. Peki beyaz gelinliğin içinde kuğu gibi olduğunuz halinizi nasıl koruyacaksınız?
Önce aşk geliyor ardından da evlilik… Peki ya sonra? Bu sorunun yanıtı, tartının ibresini sağa doğru yatıran 10 fazla kilo olabilir mi acaba? Acı ama gerçek; beslenme uzmanları, kadınların evliliklerinin ilk beş yılında hızla şişmanlamalarının son derece sık rastladıkları bir durum olduğunu ve genellikle ilk yıl ortalama 8-10 kilo alındığını söylüyorlar.
Kısaca, genç kızlık zamanlarımızdaki o jean pantolona artık sığamıyorsanız, kesinlikle yalnız değilsiniz. Ancak meselenin pantolona sığamamaktan çok daha önemli tarafları var elbette; yeni kocalar, düğün gecesindeki o incecik gelinin birden bire iki beden büyümesini kendi içlerinde tek bir şekilde açıklıyorlar; o da, kadının ilişkilerine artık gereken önemi vermemesi.
Araştırma sonuçlarına göre, erkekler de evlilik sonrası kilo alabiliyor. Ama kadınlara kıyasla çok daha az!
Ayrıca uzmanlara göre, böylesine hızlı bir şekilde kilo almak, yatak odasında da bazı sorunlara zemin hazırlayabiliyor. Eğer ince bedeninizi ve eşinizle iyi giden ilişkinizi korumak istiyorsanız, bu yazıyı okumaya devam edin.
Kilo aldıran başlıca üç tuzak ve bunlardan korunma yolları:
Sayfanın Devamı »
Enerji veren taş çeşitleri
Kasım 10, 2010

Evinizin enerjisini taşlarla arttırın!
Evimize pozitif enerji getiriyoruz! Yarı değerli taşları evinizin dekorasyonunda kullanarak, evinizin enerjisini tazeleyebilir, yükseltebilirsiniz.
Ametist: Ametist taşı mor ve lavanta renklerindedir. Evdeki negatif enerjiyi temizlediği düşünülen bu taş, evinizin enerjisizini pozitife dönüştürmede, aile bireylerine yaşama sevinci katmada etkili olabiliyor. Canlandırıcı bir etkisi var. Stresten kaynaklanan zihinsel yorgunlukları gideriyor. Çok çalışmanın verdiği yorgunluk, huzursuzluk ve baş ağrısından şikayetçiyseniz ametist taşını odanıza yerleştirebilirsiniz. Ametist taşını, evde televizyonunuzun veya bilgisayarınızın yanına koyarak gözlerinizi koruyabilirsiniz. Yaydığı pozitif enerjiyle uyum ve dengeyi sağlıyor. Yatak odası, çalışma odası, mutfak ve salon olmak üzere her odada rahatlıkla kullanabilirsiniz. Karar vermeyi güçlendiren taş, yatıştırıcı etkiye de sahip.
Sayfanın Devamı »
Yıkılması gereken tabu kızlık zarı
Kasım 6, 2010

“İlk ilişkide yırtılacak, delinecek, patlayacak sanılıyor ama…
Sadece ülkemizde değil birçok ülkede kadınların başlıca sorunu olan bekâret, bugüne kadar hep ilk cinsel ilişkiyle gelen kanla simgelendi. Oysa günümüzde bu inanışın doğru olmadığını savunan görüşler var.
Cinsel Sağlık Enstitüsü (CİSED) de bu konu hakkında yaptığı son açıklamalarda bekâretin aslında kanla simgelenmesinin yanlış olduğunu ve her şey doğru yapıldığında ilk ilişkide acı, ağrı ve kanama olmadığını açıkladı.
CİSED Başkan Yardımcısı Psikolog Gülüm Bacanak, “Ne yazık ki ülkemizde cinsel eğitim yok; kızlarımız ve erkeklerimiz cinsellik konusunda hiçbir şey bilmeden ya da çok sınırlı bilgi ile ilk ilişkiyi yaşıyorlar. Erkekler, biraz daha bilgili ve deneyimli oluyor; ancak artık toplum her şeyi serbestçe yaşıyormuş gibi görünse de, kızların evlilik öncesi cinsel ilişki yaşamalarına hâlâ hoş bakılmıyor. Bir de ilk ilişkinin rahat olmaması gerektiğine dair bir beklenti oluyor; yani kadın acı çekmezse, kan gelmezse bu defa erkek şüpheye kapılıyor. Yani doğal bir dürtü olan cinsellik, toplum tarafından çok zor bir hale getiriliyor. İlk gece ile ilgili olarak kızların kafalarında bazı korkular oluyor. Acı çekmek, ağrı duymak, kanama ya da kanamama gibi. Bu şartlarda sağlıklı bir ilişki zaten beklenmiyor. Eğer erkek de ilk gece kızın korkularını fark etmeyip zorlarsa o zaman durum daha da travmatik olabiliyor. Fakat ilk gece kız ve erkek rahat olur, erkek eşini rahatlatır ve gevşetirse, yeterli ön sevişme yapılırsa acı, ağrı ve kanama da olmayabiliyor. Acıyı, ağrıyı ve kanamayı yaratan şey, ilişki sırasında kadının kendini kasması erkeğin de zorlaması oluyor” diyor.
Günümüzde çoğu kadın ilk ilişkide kan gelmemesinden şikâyetçi. Bu durumun sebebi de psikolojik mi? Yani kadınların cinsellik konusunda rahatlamasıyla ilişkili olabilir mi?
Kan gelmemesi şikâyetçi olunacak bir durum değil aslında; ancak toplumda öyle bir beklenti var. Genç kızlarımız daha önce hiçbir cinsel temasta bulunmadığı halde ilk ilişkide kan gelmediğinde kendinden şüphe etmeye başlıyor ve bu onların psikolojisini de bozuyor. Ayrıca ne yazık ki erkeklerimizde de kan görme beklentisi çok fazla.
Bekâret korkusu kadınları farklı şeylere itiyor
Sayfanın Devamı »
Erkekleri delirten kadın huyları
Ekim 26, 2010

Erkekler bu yapılanlara deliriyor (iyi anlamında değil tabi ki)! Bazı kadınların huyları veya kadınların bazı huyları erkekleri gerçekten çok sinir ediyor. İşte erkeklerin şikayetleri sonucu, derledikleyip toparladıklarımız…
-Erkekler her şeyden önce kadının kadınsılığını, yumuşaklığını önemsiyorlar. Kesinlikle erkekleşmiş kadınlardan hoşlanmıyorlar.
-Erkeklerin fikir birliği etmişçesine karşı çıktıkları bir başka nokta ise kadınlar tarafından “yolunacak kaz” yerine konulmaları. İşte buna kesinlikle dayanamıyorlar.
-Bu arada erkekler dünyasında aşırı makyajlı, aşırı takılı kadınlar da out!
-Halter, güreş, boks gibi erkek sporları ile uğraşan kadınlar da beğenilmiyor.
-Çelişkili gibi görünse de erkekler ezik, fedakâr kadınlardan hoşlanmıyorlar. Otoriter kadın da erkekler dünyasında prim yapmıyor.
-Şarhoş kadınlar onlar için çekilmez. Ölçüyü kaçırmamak onlar için önemli bir ölçü!
-Giydiğini yakıştıramayan kadınlar da itici bulunuyor.
-Her alanda kendileri ile yarışan kadınlar da erkeklerin dayanamadıklarından…
-Rüküş tabir edilen çorabı kaçık, eteği sökük kadınlara hiç şans vermiyorlar.
-İlginçtir ki, kadınlar tarafından dağınıklıkla suçlanan erkekler de dağınık kadınlardan hoşlanmıyor.
Sayfanın Devamı »
Her şey Mor Çatı için
Ekim 23, 2010

Her şey Mor Çatı için
Ünlüler şiddet gören kadın ve çocuklar için giyindiler…
Mor Çatı
Şiddet gören kadın ve çocuklara hukuki, sosyal ve psikolojik destek veren Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, 20’nci yılında büyük bir buluşmaya ev sahipliği yapıyor. Her türlü şiddetin önlenmesi konusunda duyarlılığa sahip olan isimler Mor Çatı’ya yeni bir sığınak kazandırmak için 8 Kasım’da, Santral İstanbul’daki Otto Santral’de yapılacak gecede bir araya gelecek. Sanatçıların kostümlerinin açık artırma ile satışa sunulacağı geceden elde edilecek gelir, kadın sığınaklarının açılması ve yürütülmesi konusunda öncü olan Mor Çatı’ya yeni bir sığınak kazandıracak. Gecede; Ajda Pekkan, Emel Sayın, Gönül Yazar, Hülya Koçyiğit, Hülya Avşar, Lale Belkıs, Nilüfer, Orhan Gencebay, Sezen Aksu, Tarkan, Tuncel Kurtiz, Türkan Şoray ve Zuhal Olcay gibi Türk sanatçıların yanı sıra Buika ve Monica Molina gibi yabancı sanatçıların da kostümleri satışa sunulacak. Ayrıca Galatasaray ve Fenerbahçe futbol ve basketbol takımlarının imzalı formaları ile Beşiktaş ve Türk Milli futbol takımlarının imzalı formaları da satılacak.
Facebook sık kullananlarda özgüven eksikliği
Ekim 17, 2010

Tüm dünyada 500 milyonu aşkın kişi gününün önemli bir kısmını Facebook’ta geçirmeye başlayınca, bu sosyal paylaşım platformu sosyolog ve psikologların da araştırmalarının ilgi odağı oldu.
Sağlık problemlerine yol açmasından, gelecekteki iş fırsatlarının kaçmasına neden olmasına, kullanıcılarının kıskançlık duygusunu derinleştirip ‘canavar’a dönüştürmesinden, narsistleştirmesine kadar birçok bilimsel iddianın hedefindeki Facebook kullanımı hakkında son aylarda yapılmış bilimsel araştırmalar, ilginç sonuçlara ulaştı.
Ağır Facebook kullanıcı mısınız? Ya Narsist ya da özgüven yoksunusunuz…
Kanada York Üniversitesi’nden uzmanların yaptığı araştırmalara göre, Facebook’taki sayfalarını sık sık güncelleyenlerin çoğu ya narsist eğilime sahip ya da özgüven sorunu yaşayan kişiler.
Georgia Üniversitesi psikologlarının 2008 yılına ait araştırması da, Facebook’a çok fazla güncelleme yapanların narsist eğilimde olduğu sonucuna varmıştı. Narsizmin sadece ilgi çekme ve sevilme isteği olmadığına dikkat çeken psikologlar, bu eğilimin, uzun süreli sağlıklı ilişki yeteneksizliğini beslediğine dikkat çekiyor.
York Üniversitesi araştırması, kızların çekici fotoğraf koymaya yoğunlaşmalarına karşın erkeklerin ise, “About me” kısmında kendilerini methetmeye yoğunlaştıklarına dikkat çekiyor.
“Facebook’ta sükse yapmak istiyorsunuz? Cuma sabahı en iyi zaman”
Bebeğinizi emzirmenin faydaları
Ekim 2, 2010

Her yıl 1–7 Ekim tarihleri arası “Emzirme Haftası” olarak kutlanıyor…
9 ay 10 günlük serüvenin ardından bebeğini kucağına alan anne yeni bir yolculuğa başlar. Bu yolculuğun en güzel yanlarından biri de anne ile bebeğin baş başa kaldığı emzirme anlarıdır.
Her yıl 1–7 Ekim tarihleri arası “Emzirme Haftası” olarak kutlanıyor. Anne sütünün bebekler için hayati önem taşıdığını hatırlatan uzmanlar, anne adaylarına, bebeklerini doğar doğmaz emzirmelerini öneriyor.
Ntvmsnbc’de yer alan habere göre; “Anne sütü bir önemlidir” diyen Erdem Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Aziz Korhan Yılmaz, “Çünkü anne sütü, yeni doğanın ihtiyaç duyduğu besin zenginliğine sahip olma özelliğinin yanı sıra bağışıklık sistemini destekleyerek, bebeği hastalıklara karşı bir kalkan gibi korur” diye konuşuyor.
9 ay 10 günlük serüvenin ardından bebeğini kucağına alan annenin bebeği ile baş başa kaldığı en güzel anın emzirme anı olduğunu vurgulayan Yılmaz, şunları söylüyor:
“Annenin bebeği emzirmesiyle, anne bebek ilişkisi güçlenir. Emzirme eylemiyle annenin bebeğini benimsemesi ve bebeğin sağlıklı bir kişilik kazanması kolaylaşır. Anne sütünde bebeğiniz için gerekli besinler doğru miktar ve oranlarda mevcuttur.
Anne sütüyle beslenen çocuklarda başta enfeksiyon hastalıkları olmak üzere birçok hastalığın ve alerjilerin görülme sıklığı azalmakla birlikte, beyin ve zekâ gelişimi daha iyi olur. Anne sütü alan bebeklerin IQ seviyelerinin daha yüksek olduğu biliniyor. Anne sütü sadece o anki değil, gelecekte oluşabilecek Tip I diyabet, Tip II diyabet, obezite, koroner kalp hastalıkları, astım, kanser gibi hastalıklardan da koruyucu özelliğe sahiptir.”
Şifalı taşlara yoğun ilgi
Eylül 8, 2010
Faydalarının yanı sıra kadınları cezbeden renkleri de ilgi görmelerine neden oluyor…
Metabolik faaliyetleri düzenlediği, şarta bağlı olmadan sevgi, cesaret ve şans verdiği, kolesterolü dengelediği ve çok sayıda fayda sağladığı öne sürülen şifalı taşlara kadınlar yoğun ilgi göstermeye başladı.
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, kadınlar, imitasyon, cam, bujiteri ve plastik takıların yerine artık göz alıcı renklerle vitrinleri süsleyen ve sağlık açısından çok sayıda faydası olduğu bildirilen akuamarin, akik, amazonit, kehribar (para taşı), firuze, malakit ve turkuaz gibi taşları tercih ediyor.
Şifalı olduğu belirtilen taşların sokak aralarındaki seyyar tezgahlarda fiyatı 5 liraya kadar düşerken, kehribar ise yüksek fiyatıyla dikkat çekiyor. Ruhsal sağlığı koruduğu, melankolik ruh halini önlediği, negatif enerjiyi pozitif enerjiye çevirdiği iddia edilen kehribarın 14 milimetrelik taşlardan oluşan 33′lük tespih fiyatı 4 bin 500 dolara kadar çıkıyor. Kehribarın 925 ayar gümüş kolyesi 500, bir adet tek taş fiyatı ise 450 liradan satılıyor.
Konya’da yaklaşık 15 yıldır takı işiyle uğraşan Selman Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kolye ucu, bileklik, kolye ve tespih olarak tasarlanan şifalı taşların fiyatlarının 5 ile 7 bin lira arasında değiştiğini söyledi.
Daha önce imitasyon, cam, bujiteri ve plastik takıları çok sattıklarını ancak şimdilerde şifalı taşların fazla ilgi gördüğünü bildiren Şahin, bu taşların sağlık açısından önemli faydaları olduğunu öne sürdü.
Dünyadan ilginç saç gelenekleri
Ağustos 10, 2010
Dünyanın farklı ülkelerinde saç şekillerinin farklı anlamlar taşıdığını biliyor muydunuz?
İşte bazı ülkelerdeki saç gelenekleri ve taşıdıkları anlamlar..
Japonya’da Samurayların saçları onurlarının simgesiydi. Başının tepesi kazınan Samuray, iki yanda ve arkada kalan saçlarını özenlice topuz yapıyordu. 19. yüzyılda Batılılaşma hareketi sonucu Samuraylar ortadan kaldırıldı. Hepsine saçlarını kesmeleri emredildi.
Brezilya’da Kayopalar’a göre saç, içten dışa doğru uzayarak kişi ile toplum arasında bir bağ kuruyor. Anne sütüyle beslenen bir bebeğin saçını kesmek, onun gelişimini durdurmak olarak görülüyor.
Flört ne zaman aldatma sayılır?
Temmuz 24, 2010
Beğenildiğini hissetmek, sadece kadınların değil herkesin arzusu. Hele ki bu karşı cinsten geliyorsa… Kabul edelim, küçük flörtler kendimizi daha iyi hissettiriyor. Peki, zararsız gibi görünen bu oyun, ne zaman aldatma sayılıyor?
Evlisiniz ya da uzun süredir biriyle birliktesiniz, ilişkinizde her şey yerli yerinde. Sadece biraz heyecan kaybınız var. Son zamanlarda da iş yerinizdeki biriyle arada bakışlarınız karşılaşıyor, konuşurken ya siz ona, ya da o size nazikçe dokunuyor, adı üstünde flörtleşiyorsunuz. Bu da size o anlarda kendinizi iyi hissettiriyor.
Ya da tesadüfen karşılaştığınız birini çok beğeniyorsunuz. ‘Hmmm hoş adammış’ diye geçiriyorsunuz içinizden. Belki de ayaküstü sohbet edip, güzel vakit geçiriyorsunuz. Ama nedense bir yandan da içiniz huzurlu değil. İçiniz rahat olsun; korkmayın, eşinizi ya da sevgilinizi aldatmıyorsunuz!
Yani sizin birini beğeniyor ya da başka biri tarafından beğeniliyor olmanız, var olan ilişkinizin kötü gittiği ya da sevgilinizi aldattığınız anlamına gelmiyor. Bu tür flörtler, kendinizi iyi hissettiriyorsa hiçbir sorun yok! Hatta ilişki uzmanları bu tür durumların ilişkiye iyi geldiğini bile söyleyebiliyor.
Psikiyatrist Murat Dokur da şöyle destekliyor: “Kişilerin kendilerini daha iyi, daha güzel hissedebilmelerine, sevebilir ve sevilebilir olmalarına yardımcı olan ‘sosyal flört’ aldatma değildir. Hatta bu şekildeki bir iyi hissedişin ilişkilere doğrudan yararı olduğunu söyleyebiliriz.”
Yaşam Koçu ve İlişki Terapisti Yeşim Varol Şen ise, uzun süreli ilişkilerde ve evliliklerde bu tür zararsız flörtlerin egoyu yenilediğini belirtiyor: “Bu tür zararsız flörtler, bireye ‘Ben beğeniliyorum, kendimi iyi hissediyorum’ tarzında olumlu bir motivasyon duygusu veriyor ve kişinin mevcut ilişkisine bu olumlu hisleri yansıtmasını sağlıyorsa, faydalı sayılabilir. Sonuçta birey kendisini Özel ve güzel hissetmesini, keyifli hissetmesini sağlayacak ve bu pozitif duygularını ve özgüvenini mevcut ilişkisine de yansıtacaksa bunun ilişkiye olumlu bir katkı olacağını varsayabiliriz.”
Peki, zararsız bir flörtle aldatmanın arasında nasıl bir çizgi var? O çizgiyi ne zaman ihlal etmiş oluyoruz? Bunu da şöyle özetlemek mümkün: Eğer siz bir ilişki yaşarken bir başkasını düşünüyorsanız, ilişkiniz yetersiz kalıyor ve bu boşluğu flört ederek doldurma ihtiyacı duyuyorsanız, o zaman zararsız bir flörtten bahsedemeyiz. Flört, spontanelikten çıkıyorsa ve planlı buluşmalara dönüşüyorsa, artık burada bir ilişkiden söz edebiliriz.
İçinizi huzursuz eden, var olan ilişkinize yansıtmaktan kaçınacağınız, görülme ve duyulma korkusu yaşayacağınız bir flört artık zararsız olmaktan çıkıyor. Var olan ilişkinizi zedeleyeceğini bile bile flört etmeye devam ediyorsanız, mevcut ilişkinizde yetersiz noktalar olduğu anlamına geliyor.
Yeşim Varol Şen, “Bu durumda da çözüm ihanet değil, ilişkideki yetersiz noktaların farkına varılması ve onarılmasıdır” diyor.



